sway in Turks

Uitspraak
f. sallanmak, sarsılmak, eğmek, hüküm sürmek, eğilimi olmak, meyilli olmak, aklını çelmek, saptırmak, etkilemek, etki etmek, üzerinde etkisi olmak, yönlendirmek, hükmetmek
i. sallanma, dalgalanma, etki, tesir, idare, hükmetme, egemenlik

Voorbeeldzinnen

The flowers were swaying in the wind.
Çiçekler rüzgarda sallanıyordu.
Uitspraak Uitspraak Uitspraak Report Error!
The almost vertical little ostrich feather on her hat, which had been source of irritation to Samsa all the time she had been working for them, swayed gently in all directions.
Onun şapkasında neredeyse dikey küçük devekuşu tüyü, bu Samssaya sinir bozucu kaynak olmuştu, sürekli onlar için çalımaktaydı, bütün yönlerde kibarca hükmetti.
Uitspraak Uitspraak Uitspraak Report Error!
When Tom awoke, he saw that the fire had gone out and, also, that he was now completely alone. The only sound was the susurration of the bamboo, swaying in the breeze.
Tom uyandığında yangın çıktığını ve ayrıca şimdi tamamen yalnız olduğunu gördü. Tek ses esintiyle sallanan bambunun hışırtısıydı.
Uitspraak Uitspraak Uitspraak Report Error!
Look how the trees sway in that wind.
Ağaçların rüzgarda nasıl sallandığına bak.
Uitspraak Uitspraak Uitspraak Report Error!




© dictionarist.com